Artık, Mehteran
takımına bile hayıflanıyorum yahu, durum vahim! En azından diyorum, adamlar iki
ileri, bir geri şeklinde, bir adım kardalar ve bir adım da olsa ilerleme
kaydediyorlar. Benim beşeri ilişkilerim yerlerde sürünüyor resmen. Bir ileri
gidersek ne ala, sonrası vahim! İki, üç, beş, on adım geri.
Bu insanları
sevme, değer verme olayları, benim psikolojik ve sosyolojik dengemi tamamen alt
üst ediyor arkadaş! Beceremiyorum vallahi, olmuyor yani, kişilik kaymasına
sebebiyet vererek, asabi bir kişiliğe bürünüyorum. Elimi eteğimi çekeyim
diyorum, o da hiç olmuyor, ot gibi ne o öyle. Ayrıca kıyamıyorum da
kerata(lara)ya, seviyoruz sonuçta, boru değil. Sizin anlayacağınız ne Keşan, ne
de Mardin. ( bu ikilem de neyse!)
Kıyametin
alametleri konusunda değişik bir teorim var benim. Mesela, ne zaman ki
sevdiğimiz insan bizi sevecek, değer verdiklerimiz, verdiğimiz değeri hak edip aynı
şekilde hak ettiğimiz değeri verecek, işte o zaman en büyük alametlerden biri
gerçekleşmiş olacak. Kulağa ne kadar yabancı ve saçma geliyor bunların gerçek
olması değil mi? Düşünsenize, seviyorsunuz ve aynı şekilde seviliyorsunuz. Ne
kadar eğreti bir durum. J
Şu Einstain,
Newton, Galilei hatta Mimar Sinan fantastik eserler, buluşlar yapacaklarına, şu
beşeri ilişkileri ( manitayı, kankayı) nasıl uzun ömürlü ve sağlıklı
kılabiliriz konulu kitap serisi yazsalarmış ya! Sevdiğiniz İnsan da Sizi Sevecek!
Parolasıyla bir kitap serisi mesela, Harry Potter serisi gibi. Bu amcalar
bizden kat kat zeki olduklarına göre, belki bir çözüm bulabilirlerdi. Hem de
parayı kırarlardı, bak hala icat eden yok!
karınca duası okudunuz... iyi seyirler :)))
YanıtlaSilkarınca benim, duam da yukarıda :))
YanıtlaSilkardeşim...Bazi muhabbetler "duman" olmali. Peşinden koşmadan, orda dağilip kalmali
YanıtlaSilsende yazıma başla bence :)) iyi gidersin :)
YanıtlaSil